Filmden aldığım gazla bir iki güzel şey pişirmek istedim ben de. Zaten boş vaktim olduğunda mutlaka oradan buradan ilginç tarifler bulmaya çalışırım. Yapacağım hemen her yemeği de internetteki birkaç kaynaktan araştırıp en mantıklı ölçüleri vereni bularak yaparım. Kimi zaman da tariflerde kendime göre ufak tefek değişikler yaparım. Eğer sonuç istediğim gibi olursa tarif defterime not ederim. Hâlâ da birçok yemeği -özellikle kek, tatlı gibi yemekler söz konusu olduğunda- tarife bakmadan yemek yapamam.
Geçenlerde yaptığım ve lezzet testimden geçen bir balık yemeği vardı. Hamile olduğum için haftada en az bir kere balık yemem gerekiyor. Ben de hem pratik, hem de çok lezzetli olduğu için bu tarifi tekrar denemeye karar verdim: fırında somon! Somon zaten başlı başına lezzetli -çünkü yağlı- bir balık. Nasıl yaparsanız yapın kendini yediriyor. Mesela az tereyağı ve sarımsakla tavada çevirerek pişirmek sadece 10 dk alıyor ve lezzeti gerçekten inanılmaz oluyor. İki saatinizi harcayarak hazırladığınız başka bir yemekten o lezzeti alamayabilirsiniz.
Dönelim tarifimize... Önce malzemeleri sayayım:
- 4 adet somon fileto
- 1-2 tane soğan
- 2 diş sarımsak
- defne yaprağı
- 1 limon
- tane karabiber
- dereotu
- maydanoz
- tuz
- 3 adet çarliston biber
Sos için:
- 1 ölçü hardal
- 3 ölçü mayonez
- limon suyu
- bal
- tuz
- karabiber
Önce soğanları ve limonu halka halka doğradım.Sarımsakları da dilimledim.Dikdörtgen bir borcama soğanları dizdim. Üzerine dereotu ve maydanozu doğramadan koydum. Onun üzerine de limonları yaydım. Tane karabiberleri ve sarımsakları da serptim. Eser miktarda sızma zeytinyağı gezdirdim. Sıra geldi somonlara. Onları da yıkayıp kuruladıktan sonra her tarafını tuzlayıp diğer malzemelerin üzerine yaydım. Çarliston biberleri boydan ikiye bölüp somonların arasına sıkıştırdım. Son olarak da çok az miktarda su koydum. Fakat ne yazık ki en önemli malzemelerden birini, defne yapraklarını, gözümün önünde durmalarına rağmen, koymayı unuttum. Borcamın üstünü alüminyum folyoyla kapatıp önceden 200 dereceye ayarladığım fırına koydum. Somonlar gerçekten çok hızlı pişiyorlar. Limonlar ve biberler ona göre daha diri kalıyorlar. Bence de böylesi daha güzel. Pişerken içi geçmiş biberleri yemeyi hiç sevmem. Ama kıtırlığı kaldıysa süper olur. Somonlar olduktan sonra defne yaprakları aklıma geliverdi. Ben de birkaç tanesini somonların üzerine koydum. Fırın hâlâ sıcaktı, belki de yemeğin ve fırının kendi sıcağıyla yapraklar biraz yumuşayıp tadını verir diye düşündüm. Yemek vakti tekrar ısıtacaktım zaten.Ortaya çıkan sonuç söyle oldu:
Sosu hazırlaması son saniyede bile yapılabilecek bir iş, çok basit: mayonez, hardal, limon suyu, bal, tuz ve karabiberi bir kapta karıştırdım. Ekşiyi daha çok seviyorsanız limonu, tatlıyı seviyorsanız balı daha bol tutup tadını istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. Sosun görünümü de şöyle oluyor:
İkisi bir araya gelince de şöyle oluyor:
Arka planda gördüğünüz patateslerin tarifini de yarına bırakıyorum. O da lezzeti bol, uğraşı az bir garnitür oldu.
Not: Fotoğraflar için Yiğitciğime teşekkür ediyorum. Yemek dergisi için çekilmiş gibi gözüküyorlar. İştah kabartıcı!
--------
Yemekten en çok keyif aldığım yiyeceklerin başını kesinlikle patates çekiyor. Patatesle yapabileceğiniz pek çok pratik yemek var ve hepsi de bence leziz oluyor. Kızartma, haşlama, fırında, köz; hiç farketmez, bence hepsi nefis. Patatesi bir tek soyması sıkıntı veriyor aceleniz varsa :)
Biraz gecikmeli de olsa işte buyrun bunlar da üstte gördüğünüz şahane baharatlı patateslerin tarifi. Özellikle fırından çıkardıktan sonra etrafa yayılan kokusu beni resmen mest etti.
Bu tarifin en hoş yanı patatesleri önceden haşlamak zorunda olmayışınız. Öncelikle birkaç patatesi soyup büyük büyük dilimlere ayırdım - elma dilimine benzer şekilde. Sonra marine sosu tarzı bir karışım hazırladım. Bu aslında damak zevkine ve evdeki malzemelere bağlı bir sos oluyor. Benim içine kattıklarım sıvı yağ, kekik, karabiber, tuz, pul biber, fesleğen, salça, sarımsak ve domates rendesiydi. (Domates rendesini kullanmamın tek sebebi elimin altında hazır bulunmasıydı. Bir iki gün önceden dolapta uzun süredir bekleyen ve can çekişen iki domates görmüştüm. Çöpe atılacak kadar da fena durumda değillerdi. Ben de kötüleşmiş kısımlarını ayıklayıp temiz tarafını rondodan geçirdim ve voila: acil durum salçası)
Bu vıcık karışıma patatesleri ekleyip sosu iyice yemelerini sağladım. Sonra yağlı kâğıt serdiğim fırın tepsisine patatesleri gelişigüzel dizdim. Kalan sosu da kaşıkla üstlerine koydum. Önceden 200 dereceye ısıttığım fırına verdim. Kısa sürede çıtır çıtır bir kıvama geldiler. Özellikle domates ve salça çok güzel bir koku ve lezzet veriyor. Bunu keşfettiğim çok iyi oldu. İşte bunlar da başrolünde baharatlı patateslerin olduğu fotoğraflar:
Defne yapraklari tadini verdi mi peki?
YanıtlaSilOndan çok da emin değilim. Bir dahaki sefere unutmayıp koyarsam farkı anlarım sanırım :)
YanıtlaSilyumurtalı yemek yok mu?
YanıtlaSilblog yazarlığı davetim halen geçerli. :) Ücrette anlaşalım :)
YanıtlaSil