Alev'in tarif günlüğü

maydanoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maydanoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2015 Cumartesi

Kısır, kalbim sende

Bilmem ne düşünürsünüz kısır hakkında. Çok sık karşımıza çıktığı, hemen her evde bolca yapıldığı için hakir görülür sanki. "Yanına bir de kısır yaparsın, yeter işte" cümlesindeki o tanıdık ifadeden de anlaşılacağı üzere kısır,  sofradaki çeşidin artırılması amacıyla hemencecik "aradan çıkartılıveren" bir yan yemek olmaktan öteye geçemiyor çoğunlukla. Halbuki kısır, bizim mutfağımızın en mucizevi tatlarından biridir bence. Bir kere her evin kısırı başkadır, sınırsız kısır tarifimiz mevcuttur. O nedenle herkesin beğenebileceği bir kısır tarifi olduğuna inanırım ben. Ayrıca ince bulguru böylesine güzelleştirmeyi, içine katılan onca malzemeyle bu kadar zengin fakat uyumlu bir lezzet yakalamayı başarmak sihir yapmak gibi. 

Mutfakla kurduğum yakın dostluğa rağmen nedense bazı yemekleri hazırlarken basiretim bağlanır. Bir türlü hakkını vererek yapmayı beceremediğim tariflerin başında mücver ve kısır gelir. Ne yaptıysam, ne kadar püf noktası peşinde koştuysam da olmadı, olduramadım. Fakat sanırım geçen gün şeytanın bacağını kırdım. Onlarca denemeden sonra ağız tadıyla yenebilen, yavanlıktan uzak bir reçetem oldu. Aslında benim annem çok sade ve lezzetli kısırlar yapar, fakat -her anne gibi- ölçüsüz yaptığı için bir türlü gizli formülünü elde edemedim. Malzeme farklılığından dolayı birebir anneminki gibi olmadı evet ama benimki de kısır standartları çerçevesinde değerlendirildiğinde kesinlikle geçer not alacak bir lezzet seviyesindeydi.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Simit sen nelere kadirsin!

Türkiye'nin kendine has lezzetleri gerçekten paha biçilemez ve hiçbir şeye değişilmez. Simit de en kıymetlilerimizden. Bu kadar emek isteyen bir yiyeceğin gündelik hayatın bu kadar da merkezinde ve yaygın olması ayrıca şaşırtıcı gelir bana. Nerede olursak olalım sokağa çıktığımızda illa ki bir simitçi görürüz. Evde bile olsak sokaktan gelen "simiiiitçi" sesine aşinadır kulaklarımız. Tam da bu yüzden sıradan ve alelade görünür gözümüze. Halbuki bence simit; aslında anlatacak çok şeyi olan ama ketum, çevresindekileri kıskandıracak kadar yetenekli olduğu halde fazlasıyla alçakgönüllü, köşkte yaşayabilecek kadar zenginken küçük, sade ve mutlu bir yuvayı tercih eden son derece gururlu bir insana benzer.

Hazırlanması ekmekten daha zahmetli olmasına rağmen ekmek kadar hayatımızın içinde olan bu "sakin" lezzet, aynı zamanda bir o kadar da çabuk bayatlar, ömrü pek kısadır. Bir nevi hızlı tüketim ürünüdür. Yemek israfına tahammülüm minimum seviyede olduğundan bayatlayan simitleri asla çöpe atmam. Ya rondoda çekerek galeta unu yaparım, ya da ıslatıp camımızın önüne gelen kumrulara veririm. Bu kez, elimdeki bayat simidi daha önce televizyonda rastlayıp aklıma yazdığım bir tarifte değerlendirmek istedim. Hem kahvaltı hem de akşamüstü atıştırmalığı olarak tek tabakta tüm ihtiyaçlarınızı karşılayıp nefsinizi köreltecek bir lezzet oldu.