Alev'in tarif günlüğü

ev yapımı nutella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev yapımı nutella etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2015 Cuma

Ev yapımı "Nutella" desem...

Diyorum ki; bu blog yazısıyla alır yürürüm ben. Çünkü konumuz çikolatalı fındık kreması! Nutellası olmayınca kendini eksik hisseden, aniden bastıran tatlı krizlerini Nutella kavanozuna kaşık daldırarak dindiren genç kızların olduğu bir ülkede yaşıyoruz sonuçta. Bizim evde de her daim bulunur bu arkadaştan (arkadaş mı düşman mı belli değil), fakat sadece hafta sonları, o da kahve makinesinin arkasına saklanan Yiğit tarafından Ege'den gizlice ekmek üzeri tüketilir. Bense bir gece kuşu olarak, geceleri canım tatlı çektiğinde çay kaşığıyla minik minik aşırırım bu insanı durduk yere günaha sokan "pis" şeyden! Evet "pis" çünkü, "içindekiler"i okumak hiç de tadı gibi tatlı bir duygu vermiyor insana. Nutellanın içinde bir ben yokum, gerisini siz düşünün.

Ege'nin çikolataya olan düşkünlüğünden dolayı, tanıştığı takdirde Nutellanın bağımlısı olacağından ve kahvaltıda başka hiçbir şey yemek istemeyeceğinden eminim. O yüzden -her ne kadar içinizden kimileri beni ve Yiğit'i gaddar bulacak olsalar da- Ege'ye bugüne kadar hiç Nutella yedirmedik. Her ne kadar bu "içine şeytan kaçmış güzellik kraliçesi"ni oğluma yedirmek istemesem de onu mutlu etmeyi de bir o kadar çok istiyordum. Bundan bir süre önce Refika Birgül'e ait çikolatalı fındık kreması tarifini görünce gözlerimde ışıklar çaktı, sevinçten içim kıpır kıpır oldu. Hep böyleyimdir zaten; "ben bunu yaparım ya" dediğim bir tarif gördüğümde veya yaptığım bir yemeği çok beğendiğimde çok heyecanlanır, her şeyi detaylarıyla önüme çıkan herkese anlatma arzusuyla dolarım.Üstelik bu sefer Ege'nin de Yiğit'in de doğum günleri çok yakındı ve ikisini de acayip mutlu edecek ortak bir yeni yaş sürprizi olarak bu reçete biçilmez kaftandı. Kremayı yapmak için haftalar önceden kabuklu fındığımı aldım, kabuklarını kırıp hazır ettim.

Nihayet bugün Ege'nin doğum günüydü. Doğduğu günden beri yaşam enerjisiyle dolup taşan, bize varlığıyla mutluluk veren ve çok şey öğreten küçük prensimiz 4 yaşını bitirdi. Ben de o okuldayken Refika'nın verdiği ölçülerle biraz oynayarak (daha az çikolata koymak gibi), yapım aşamalarının her birinde cezbedici kokular yayan bir çikolatalı fındık kreması hazırladım ve akşam yemeğinden sonra Bozcaada'dan gelen "ada ekmeği"mle birlikte (meşhur alishiro'yu bilmeyenler buradan lütfen) Ege'yle Yiğit'e servis ettim. İkisi de kremanın daha tadına bile bakmadan sevinçten dört köşe oldu. Gerisini sizin hayalgücünüze bırakıyorum ve artık tarife geçiyorum.