Alev'in tarif günlüğü

kurabiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurabiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2015 Cuma

Bazıları yulaf sever*

Kendinizi modern, sağlığını ve fit görünümünü korumaya özen gösteren bir birey olarak tanımlıyorsanız, yulafla hatırı sayılır bir hukukunuzun olması kuvvetle muhtemeldir. Sabah, çalıştığınız plazaya yetişmek için karga bokunu yemeden kalkıyor, akşamsa geç saatte bitirdiğiniz mesainin üzerine bir de spor salonuna yetişmeye çalışıyorsanız yemek yemeye vakit ayırmak adeta bir lüks haline gelmiş demektir. Elbette ki siz poğaça, simit gibi sağlıksız, karbonhidrat deposu atıştırmalıklara yüz verecek cinsten de değilsiniz. Enerjinizi tazelerken formunuzdan ödün vermek istemezsiniz. Her şeyiniz yüksek kalite, tabii ki aldığınız kalori de kaliteli olacak.

Konumuz yulaftı, nasıl buralara geldik? Yazıya nasıl başlasam diye düşünürken yulaf bana plaza çalışanlarını çağrıştırdı. Çünkü gerçekten de uzun süre tok tutmayan hamurişi atıştırmalıklara karşı yulafla türetilebilen onlarca kahvaltılık ve ara öğün seçeneği oradan oraya koşturanlar için adeta hayat kurtarıcı olabiliyor. Kısa süre önce verdiğim GRANOLA tarifi bence bunların başını çekiyor. Büyük bir kavanoz hazırlayıp buzdolabında saklayabiliyor, evden çıkarken de bir küçük kutu süt veya küçük bir kap yoğurt eşliğinde rahatlıkla yanınıza alabiliyorsunuz. Yine aynı şekilde evde sevdiğiniz kurumeyve ve kuruyemişleri yulaf ezmesiyle harmanlayıp müsli hazırlayabilir, aynı granola gibi tükebilirsiniz.

11 Ekim 2012 Perşembe

Sırf görüntüsü için yenir bunlar: iki renkli kurabiye

İki renkli kurabiye -nam-ı diğer dön dön kurabiye-, şekil verirken biraz uğraştırmasına rağmen elde edilen sonucun tadına baktığınızda, verdiğiniz uğraşa gani gani değen bir atıştırmalık. Adeta bir butik pastane ürünü edasında, biraz burnu havada bir tarzı var. Ben bu karizmatik arkadaşı ikinci defa pişirdim. Hamurunu hazırlaması hiç zor değil, geçenlerde verdiğim kakaolu bisküvi tarfine çok benziyor, tek farkı içinde badem olması. Mesele şu ki biri sade, diğeri kakaolu iki hamur açıp bunları üst üste yerleştirdikten sonra düzgün bir rulo yapmanız gerekiyor. Beni zorlayan kısım hamurları eşit büyüklük ve şekilde açmak oldu. İki hamur ne kadar birbirine benzerse kurabiyelerin şekli de bir o kadar muntazam oluyor. Ama sonuç itibariyle biz burada profesyonel bir iş yapmıyoruz ve şükür ki kurabiyeler ana hatlarıyla vermek istediğim görüntüye kavuştular, kısacası sonuç beni tatmin etti.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Yemelere doyamadık: kakaolu bisküvi

Dün akşam çayın yanında atıştırmak üzere ne zamandır yapmayı planladığım basit kakaolu bisküvilerden pişirdim. Tarifi Lezzet dergisinden bulmuştum ama ben -her zamanki huyumdur- malzemelerin oranlarında ufak tefek oynamalar yaptım. Ayrıca ilk defa deneyeceğim tariflerde, ortaya çıkan şeyin yemeğin kötü olması durumunda fazla malzeme heba etmemiş olmak için, her zaman yarım ölçü veya biraz fazlasını kullanırım. Bunda da öyle yaptım. Ve sizi temin ederim ki kullandığım ölçü ve oranlarda yaptığım ufak farklılıklar sayesinde hem oldukça fazla sayıda hem de tadı tam kıvamında bisküviler elde ettim.

4 Mart 2011 Cuma

Siz elmayı bir de tatlıda görün

Elma yiyebildiğim nadir meyvelerdendir. Nedense çocukluğumdan beri meyve yeme alışkanlığını edinemedim. Halbuki annem üzümleri tek tek saplarından koparır, karpuzun çekirdeklerini bile ayıklayarak getirirdi eskiden. Buna rağmen bünyem inatla reddetti meyveyi. Ama güzel, sulu, tatlı bir elmaya da kim hayır diyebilir ki? Hele bir de o elma bir tatlının içindeyse :) Evet, bugünün tarifleri elmalı kurabiye ve elmalı kek... Ben şahsen ikisini de insani ölçülerde yiyemiyorum. Bir başladım mı hepsini silip süpürebiliyorum.


9 Kasım 2010 Salı

"Leziz" bir gün

Bugün bir kez daha anladım ki insanın kendisine vakit ayırması ruhen zindelik sağlıyor. Genellikle evde yalnız olduğum tatil günlerinde bütün gün aylaklık edip günün sonunda "ulan yine bir sürü iş kaldı" derim içimden; tatil keyfi pişmanlıkla harmanlanmış zehre döner adeta. Bugünse -belki havanın aniden bahara dönmesinin de etkisiyle- huzurlu ve hoş bir tatil günü geçirdim. 

BOL PÜF NOKTALI KİŞ TARİFİ
Sabah Yiğit giderken ben de uyandım, yatakta tekrar uyumak için debelenmedim, hemen kalktım. Salonda radyo dinleyip dergi okudum. Mükellefvari bir kahvaltının ardından bebiş dinlesin diye klasik müzik açtım ve mutfakta dünden kalan dağınıklığı topladım. Dün akşam yemek işi için buzluktan pişmiş ıspanak, kıyma ve krema çıkartmıştım. Hedefim ıspanaklı kiş ve biber dolması yapmaktı. Onların yanına bir de süpersonik bir tarhana çorbası...Önce kiş hamurundan başlamak lâzımdı, çünkü hamurunu hazırlayıp dolapta bekletecektim. Bir sürü yerden kiş hamurunun tarifini okudum. Aslında kiş daha önce defalarca yaptığım bir yemek, ama yine de hamurunu tutturması her seferinde zor geliyor. Sonunda şöyle bir malzeme ve ölçü listesinde karar kıldım:
- 2 kaşık tereyağı
- 1/2 bardak sıvı yağ (ben fındık yağı kullanıyorum)
- 1 yumurta
- 1 fiske tuz
- 3 kaşık soğuk su 
 - aldığı kadar un

Eskiden soğuk su yerine yoğurt kullanırdım bu hamuru yaparken. Fakat anladığım kadarıyla hamurunun daha çıtır olması için soğuk ya da buzlu su en iyisiymiş. Bir de kabartma tozu... Ondan da vazgeçtim, çünkü kiş hamurunun kabarması zaten hiç makbul değil; tam tersine kabarmasın diye göbeğinizi çatlatıyorsunuz.