Kahvaltıyı oldum olası çok severim. Ama kahvaltı etmesini değil, mükellef bir kahvaltı sofrasında uzun uzun oturmayı severim. Gözüm doyunca midem de doyar benim. Daha çok sevdiğim bir şey varsa o da uyandığımda çayın demlenmiş, ekmeklerin kızarmış, yumurtaların pişmiş, peynir, zeytin ve reçellerin sıra sıra dizilmiş olduğunu görmektir. Benim gibi geceleri neşeli böcek, sabahları muşmula surat olan birini, kalktığında kahvaltıyı hazır bulmasından daha fazla mutlu edecek ne olabilir ki zaten? Amma velakin "hayaller Paris, hayatlar Eminönü"...
Yine de eğer benim gibi uyandığında açlık hissetmeyenlerdenseniz ve acele etmeden kahvaltıyı hazırlama imkanınız varsa çeşidi bol, zengin bir sofra kurduktan sonra ortaya çıkan iştah açıcı sonucu seyretmek de aynı derecede keyif verir insana. Bu sofrayı sevdiklerinizle bol kahkahalı bir sohbet eşliğinde paylaşmaksa keyfinizi katmerlendirir. Geçtiğimiz pazar günü işte böyle bir kahvaltı soframız vardı bizim.
Ben planlı davetlerden önce mutlaka ne hazırlayacağımı / pişireceğimi uzun uzun düşünürüm. Kendimce en pratik, ama aynı zamanda lezzetli yemekleri (riske girmeyi hiç sevmem, becerebileceğimden emin olmadığım tarifler için misafirleri kobay olarak kullanmak istemem) kafamda belirler, alışveriş listemi yapar, hazırlık için geniş bir vakit ayırır, öyle ağırlarım misafirlerimi. Aksi takdirde fena halde elim ayağım birbirine dolanır benim, panik olurum, mutfağın altını üstüne getiririm. Her ne kadar yarım saatte üç çeşit yemek çıkaranlara fena halde özensem de insan kendini bilmeli, işgüzarlık yapmamalı. Özünde pratik bir insan değilim, kader utansın. Hal böyle olunca, misafir geldikten sonra mutfakta yapılacak hemen hiçbir iş bırakmamak üzerine yoğunlaşıyorum.
Aynı şekilde bu sefer de aynı taktiği uyguladım ve kahvaltıdan sonra kullanacağım kahve makinesinin kahvesine, suyuna kadar her şeyimi hazır ettim. Sıcak olarak servis ettiğim iki şeyden biri ekmek üstü kaşar - sucuk, diğeri ise haşlanmış yumurtaydı. Ekmekler fırında bekliyordu, kapı çalınınca fırını çalıştırdım. Yumurtalar ise toptan vaziyette yumurta makinesinde piştiler. Bu ikisi dışında her şey sofrada hazırdı: birkaç çeşit peynir, yeşil ve siyah zeytin, pastırma, kaymak, bal, reçel, fıstık ezmesi, minik domates, salatalık, biber, tereyağı, kuruyemişler, ufak bir meyve tabağı ve mısır unlu muffinler.
Günün konusu işte bu kahvaltılık mısır unlu muffinler... Kahvaltı sofranıza renk ve çeşitlilik gelsin istiyorsanız bu muffinler sizin için biçilmiş kaftan. Benim gibi "sabah sabah uğraşamam"cılardansanız geceden kuru malzemeleri bir kapta karıştırın; zeytin, kuru domates, ceviz ve taze otları doğrayın, ayrı bir kapta karıştırıp buzdolabında bekletin. Böylece sabah tek yapmanız gereken fırını açmak ve malzemeleri hiç uğraşmadan bir araya getirmek olacaktır.
Muffinler hakikaten nefis oldular. Üstelik tek başına öğün olabilecek kadar doyurucu, besleyici ve bol malzemeli. İsterseniz geceden pişirin, sabah evden çıkmadan veya ofise gidince filan lüpletin. Afiyet olsun.
kahvaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahvaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Haziran 2015 Pazar
20 Mart 2015 Cuma
Bazıları yulaf sever*
Kendinizi modern, sağlığını ve fit görünümünü korumaya özen gösteren bir birey olarak tanımlıyorsanız, yulafla hatırı sayılır bir hukukunuzun olması kuvvetle muhtemeldir. Sabah, çalıştığınız plazaya yetişmek için karga bokunu yemeden kalkıyor, akşamsa geç saatte bitirdiğiniz mesainin üzerine bir de spor salonuna yetişmeye çalışıyorsanız yemek yemeye vakit ayırmak adeta bir lüks haline gelmiş demektir. Elbette ki siz poğaça, simit gibi sağlıksız, karbonhidrat deposu atıştırmalıklara yüz verecek cinsten de değilsiniz. Enerjinizi tazelerken formunuzdan ödün vermek istemezsiniz. Her şeyiniz yüksek kalite, tabii ki aldığınız kalori de kaliteli olacak.
Konumuz yulaftı, nasıl buralara geldik? Yazıya nasıl başlasam diye düşünürken yulaf bana plaza çalışanlarını çağrıştırdı. Çünkü gerçekten de uzun süre tok tutmayan hamurişi atıştırmalıklara karşı yulafla türetilebilen onlarca kahvaltılık ve ara öğün seçeneği oradan oraya koşturanlar için adeta hayat kurtarıcı olabiliyor. Kısa süre önce verdiğim GRANOLA tarifi bence bunların başını çekiyor. Büyük bir kavanoz hazırlayıp buzdolabında saklayabiliyor, evden çıkarken de bir küçük kutu süt veya küçük bir kap yoğurt eşliğinde rahatlıkla yanınıza alabiliyorsunuz. Yine aynı şekilde evde sevdiğiniz kurumeyve ve kuruyemişleri yulaf ezmesiyle harmanlayıp müsli hazırlayabilir, aynı granola gibi tükebilirsiniz.
Konumuz yulaftı, nasıl buralara geldik? Yazıya nasıl başlasam diye düşünürken yulaf bana plaza çalışanlarını çağrıştırdı. Çünkü gerçekten de uzun süre tok tutmayan hamurişi atıştırmalıklara karşı yulafla türetilebilen onlarca kahvaltılık ve ara öğün seçeneği oradan oraya koşturanlar için adeta hayat kurtarıcı olabiliyor. Kısa süre önce verdiğim GRANOLA tarifi bence bunların başını çekiyor. Büyük bir kavanoz hazırlayıp buzdolabında saklayabiliyor, evden çıkarken de bir küçük kutu süt veya küçük bir kap yoğurt eşliğinde rahatlıkla yanınıza alabiliyorsunuz. Yine aynı şekilde evde sevdiğiniz kurumeyve ve kuruyemişleri yulaf ezmesiyle harmanlayıp müsli hazırlayabilir, aynı granola gibi tükebilirsiniz.
6 Mart 2015 Cuma
Tuzlu muffin sevenler sizi şöyle alalım
Muffin denince akla kekin küçük porsiyonlarda sunulmuş hali geliyor çoğunlukla. Fakat kahvaltıda yiyecek farklı bir alternatif arayanlar veya börek yapmaktan sıkılanlar için çok hoş tuzlu kek ve muffin tarifleri var. Tuzlu hamurişleri özel ilgi alanım, pratik bir tarif gördüm mü hemen not ediyorum. Ve ne yazık ki kısa süre içinde de hemen hepsini ben tüketiyorum. Siz siz olun bu vereceğim tarifi misafirleriniz geleceği zaman veya başkalarıyla paylaşma imkânınız olduğunda hazırlayın. Hepsi size kalırsa benim gibi yiyip yiyip pişman olabilirsiniz.
Aslında bu vereceğim reçete, yani Ispanaklı Peynirli Muffin, geçtiğimiz haftalardan birinde Ver Fırına programında yapılmıştı. Elbette kendi sitelerinden de aynı tarife ulaşmanız mümkün ama benim burada amacım "denedim, beğendim, işte böyle bir şey oldu, gönül rahatlığıyla pişirebilirsiniz" diyebilmek.
Not: Bu muffinleri hazırlamak için mutfak tartısına ihtiyacınız olacak.
Aslında bu vereceğim reçete, yani Ispanaklı Peynirli Muffin, geçtiğimiz haftalardan birinde Ver Fırına programında yapılmıştı. Elbette kendi sitelerinden de aynı tarife ulaşmanız mümkün ama benim burada amacım "denedim, beğendim, işte böyle bir şey oldu, gönül rahatlığıyla pişirebilirsiniz" diyebilmek.
Not: Bu muffinleri hazırlamak için mutfak tartısına ihtiyacınız olacak.
21 Şubat 2015 Cumartesi
Acele ve sağlıklı: Granola
Sabahları çok erken kalkan ve uzun bir yolcuğun ardından mesai saatinin başlamasına az kala iş yerine varan bir kocacığım var. Dolayısıyla kahvaltıya ayırabileceği pek vakti olmuyor. Dışarıdan alınan poğaça, simit tarzı hamur işlerinden kendisi ve midesi hazzetmediği için uzun süredir marketlerde satılan kahvaltılık gevreklerden ve yanında götürdüğü minik kutu sütlerden oluşan hızlı bir kahvaltıyla yetiniyordu.Fakat malumunuz bu gevreklerin en iyilerine bile bakarsanız "içindekiler" kısmının hiç bilmediğiniz bir dilde yazılmış kısa bir öykü tadında ve uzunluğunda olduğunu farkedersiniz. Üstelik hiç ekonomik değiller. Bir, bilemediniz iki hafta içinde epeyce para verdiğiniz paket bitiveriyor. Granola ve müsliler daha da pahalı ve içerikleri yine invert şeker şurubu gibi süper sağlıksız maddelerle dolu. Kısacası bu iş hiç içime sinmemeye başladı. Bu sağlıklı olma iddiasındaki sağlıksız kahvaltı modeline bir dur demeye karar verdim. Biraz araştırdım ve ev yapımı granola hazırlamanın hiç göz korkutucu bir yanı olmadığını, aksine son derece pratik, aynı zamanda bereketli ve çok ama çok sağlıklı bir tarif olduğuna kanaat getirdim. Üstelik evdeki malzemelere veya keyfinize göre pek çok ekleme çıkartma yapmak mümkün.
Granolanın hazırlık aşaması gerçekten çok kısa, pişirme süresi ise kek kadar. Buna rağmen koca bir tepsi dolusu kahvaltılık karışımınız oluyor. 45 dakikanızı ayırarak yaklaşık 10 gün boyunca tüketebileceğiniz, hem çok sağlıklı hem çok doyurucu bu pratik tarif bence acelesi olanlar için mükemmel bir kahvaltı veya atıştırmalık alternatifi...
Granolanın hazırlık aşaması gerçekten çok kısa, pişirme süresi ise kek kadar. Buna rağmen koca bir tepsi dolusu kahvaltılık karışımınız oluyor. 45 dakikanızı ayırarak yaklaşık 10 gün boyunca tüketebileceğiniz, hem çok sağlıklı hem çok doyurucu bu pratik tarif bence acelesi olanlar için mükemmel bir kahvaltı veya atıştırmalık alternatifi...
Etiketler:
armut,
atıştırmalık,
badem,
bal,
elma,
granola,
granola bar,
hindistan cevizi,
kahvaltı,
kuru üzüm,
kuruyemiş,
pekmez,
ruşeym,
susam,
şeftali,
tarçın,
yaban mersini,
yulaf ezmesi,
zencefil
10 Şubat 2015 Salı
Pide yoksa focaccia yesinler
Ramazan pidesinin gönlümüzdeki yeri elbette ki ayrı ama İtalyanların pide cinsi ekmeği olan focaccia da çeşitlendirilebilirliği ve dokusu açısından yabana atılır bir lezzet değil doğrusu. (Bu arada dipnot: bizdeki poğaça ile focaccia kelimesinin kökenleri ortakmış sanırım)
Daha önceleri beyaz unla birkaç focaccia denemem olmuştu. Gerçekten de istisnasız hepsi puf puf yapıları ve mis kokularıyla gayet cezbedici ve tatmin edici lezizlikte ekmekler olmuşlardı. Her seferinde aynı tarifi kullanıyordum, bu sefer yine aynı tarifi tam buğday unuyla denemek istedim. Malum evde minik bir kuzumuz var ve birçokları gibi organik tam buğday unuyla anne olunca tanışanlardanım. Aslında çok da iyi anlaşamıyoruz kendisiyle normalde ama bu sefer elektriğimiz tuttu. Şaka bir yana geçenlerde ekmek yoğurmayla ilgili bir püf noktası kulağıma çalınmıştı. Ekmek hamurunun yeterince yoğurulup yoğurulmadığını kontrol etmek için hamurdan bir parça koparmaya çalışıyoruz. Eğer hamur kolayca yırtılırsa durum nanay, yani o hamur yeterince yoğurulmamış ve "yorulmamış" demek. Ama eğer koparmaya çalıştığımız parça hamurda kalmak istiyor ve lastik gibi uzuyorsa doğru yoldayız demek. Bu noktadan sonra yoğurmayı bırakabilirmişiz. Ben de bu sefer hamurumu yeterince "yormaya" dikkat ettim ve böylece tam buğday unuyla samimiyetimi ilerletmiş oldum.
Daha önceleri beyaz unla birkaç focaccia denemem olmuştu. Gerçekten de istisnasız hepsi puf puf yapıları ve mis kokularıyla gayet cezbedici ve tatmin edici lezizlikte ekmekler olmuşlardı. Her seferinde aynı tarifi kullanıyordum, bu sefer yine aynı tarifi tam buğday unuyla denemek istedim. Malum evde minik bir kuzumuz var ve birçokları gibi organik tam buğday unuyla anne olunca tanışanlardanım. Aslında çok da iyi anlaşamıyoruz kendisiyle normalde ama bu sefer elektriğimiz tuttu. Şaka bir yana geçenlerde ekmek yoğurmayla ilgili bir püf noktası kulağıma çalınmıştı. Ekmek hamurunun yeterince yoğurulup yoğurulmadığını kontrol etmek için hamurdan bir parça koparmaya çalışıyoruz. Eğer hamur kolayca yırtılırsa durum nanay, yani o hamur yeterince yoğurulmamış ve "yorulmamış" demek. Ama eğer koparmaya çalıştığımız parça hamurda kalmak istiyor ve lastik gibi uzuyorsa doğru yoldayız demek. Bu noktadan sonra yoğurmayı bırakabilirmişiz. Ben de bu sefer hamurumu yeterince "yormaya" dikkat ettim ve böylece tam buğday unuyla samimiyetimi ilerletmiş oldum.
Etiketler:
ceviz,
ekmek,
focaccia,
kahvaltı,
kekik,
kimyon,
maya,
pide,
tam buğday unu,
zeytin,
zeytin ezmesi,
zeytinyağı
24 Şubat 2013 Pazar
Her şey dahil kahvaltı
Bu kadar ara verdiğim yeter. Elimde öyle çok tarif birikti ki artık nereden başlayacağımı kestiremez hale geldim. Üstelik birçoğunu fotoğraflayamadım bile. Gün içinde beni bir dakika bile yalnız bırakmayan haylaz oğlumla uğraşırken bir yandan da oradan buradan araştırıp bulduğum değişik tarifleri uygulamaya çalışıyorum. Fakat ne yazık ki gün sonunda tarifleri yazıya dökecek takatim kalmıyor. Nihayet bugünü kendime ayırabildim ve fırsatı değerlendiriyorum.
Bundan birkaç ay önce yabancı bir sitede görüp kendi zevkime göre uyarladığım bir kahvaltı tarifi vardı. Bu bir nevi yulaf ezmeli keke benziyor. İçine canınız ne isterse koyabiliyorsunuz. İsim derseniz bir ismi de yok, canınız ne istiyorsa onu deyin.
Kahvenin de çayın da yanına çok yakışan, üstelik pek doyurucu olan bu kek için geceden de hazırlık yapmak isteyebilirsiniz. Çünkü yaklaşık 40-45 dakikalık bir pişme süresi var, onu baştan söyleyeyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)