Alev'in tarif günlüğü

kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2018 Perşembe

En iyi muzlu kek!


Her şeyden önce şunu bilmenizi isterim ki bizim evde bol bol olgunlaşmış muz bulunur, dolayısıyla bunları değerlendirmem icap ettiği için abartısız onlarca muzlu kek (banana bread) denemem oldu bugüne kadar. Çünkü kek sevmeyen bizden değildir...

Sonunda "işte bu!" dedirtecek bir tarife rastladım. Ev yapımı fıstık ezmesiyle (buna daha sonra geliriz) gerçekten efsane bir lezzet yakalamış oldum. Yabancıların buna kek yerine ekmek demesi boşuna değil. Muzlu kek aslında basbayağı tatlı bir ekmek çeşidi. Üzerine tereyağı, bal, fındık ezmesi, fıstık ezmesi vs sürerek lezzeti doruklara çıkartabiliyorsunuz.

Bu kadar deneme-yanılmanın ardından bulduğum bu tarifi   deneyin. Bir bildiğim var ki ısrar ediyorum :)


EN İYİ MUZLU KEK

Malzemeler:
  • 1.5 bardak* un
  • 1 tatlı kaşığı karbonat
  • 1/2 tatlı kaşığı tarçın
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 1.5 bardak ezilmiş muz (3-4 büyük muza denk geliyor)
  • 1/4 bardak eritilmiş tereyağı (50-60 gr)
  • 1/4 bardak zeytinyağı
  • 1/2 bardak esmer şeker (orijinal tarifte 3/4 bardak diyor, ancak bence fazla)
  • 1 büyük yumurta (veya 2 küçük yumurta)
  • çubuk vanilya (paketli vanilya kullanmayın, onlar sentetik. vanilya hiçbir tarif için vazgeçilmez değil)

* Bardak ölçüsü 240 ml.


-- Bir kapta unu, karbonatı, tuzu ve tarçını eleyerek harmanlayın.
-- Muzları ayrı bir kapta ezip içine eritilip oda sıcaklığına getirilmiş tereyağını, zeytinyağını, şekeri, yumurtayı, varsa vanilyayı ekleyip iyice karıştırın.
-- Unlu karışımı sıvı karışıma katıp kaşık veya spatulayla karıştırın. Sakın fazla karıştırmayın, kekiniz kabarmaz!
-- Önceden 180 dereceye ısıttığınız fırında 50 ila 65 dk arasında pişirin. 


**Pişirirken dakikalardan çok kürdan testine güvenin :) Fakat ilk 20 dakika fırının kapağını ne olursa olsun açmayın! Benden söylemesi...

**Piştikten sonra oda sıcaklığında 3 gün boyunca bozulmadan durabiliyormuş güya. Onu test edemedik henüz :) Plastik torbada saklayacakmışsınız bir de, üzerini açık bırakmayın.

kaynak: www.twopeasandtheirpod.com

11 Ağustos 2015 Salı

Veganların keki nasıl kabarır?


Baştan söyleyeyim: veganlıkla uzaktan yakından ilgisi olan biri değilim, ne var ki vejetaryenlik sempatizanıyım. Nerede vejetaryen bir lokanta görsem kıpır kıpır olurum, gözlerim ışıldar, içeri girip birşeyler atıştırmak için can atarım. Belki de hemen hepsinin özenli ve sıcak mekanlar olmalarıdır beni çeken, bilemiyorum. (Menüsünü baştan sona okumak için en az yarım saat harcanan, "bizde ne ararsan var abicim" zihniyetindeki müşteri ayırdetmeyen açgözlü ve kalitesiz lokantalardan öyle sıkıldım ki... Sırf bu zihniyetten uzak oldukları için bile sevilmeye değer vejetaryen mekanlar.)

Veganlık ise salt bir beslenme alışkanlığı olarak açıklanabilecek kadar dar çerçevede değerlendirilmemeliyse de işin yeme-içme boyutu beni fena halde aşıyor. "Hayatımdan sütü, peyniri, yoğurdu, yumurtayı, balı, tereyağını çıkartırsam geriye yiyecek ne kalır ki" diye düşünmeden edemiyorum. Kısacası bu fikir bana oldum olası pek bir aykırı geliyor. 

Ve fakat bu benim vegan bir kek tarifi denememe elbette ki engel değil. Beni bu reçeteyi merak ve sabırsızlıkla uygulamaya ve burada paylaşmaya iten en önemli neden, kek malzemeleri arasında elma sirkesinin bulunmasıydı. Evet, valla da sirke! "Nasıl olur, bu kek nasıl kabarır, sirke kokmaz mı?" derken fırının önünde -bu yaz sıcağında- nöbetçi askere döndüm. Başlarda umutsuzdum ama ortaya çıkan sonuç beni hayli şaşırttı: sıradan bir kek kadar kabarık, bir o kadar da nemliydi. Üstelik hazırlık aşaması yumurtalı keklere nazaran çok daha pratik. Sırf bunun için bile denemeye değer. Sadece 5-10 dakikanızı alacak, söz veriyorum, haydi mutfağa!

21 Haziran 2015 Pazar

Kahvaltım şekil önümden çekil

Kahvaltıyı oldum olası çok severim. Ama kahvaltı etmesini değil, mükellef bir kahvaltı sofrasında uzun uzun oturmayı severim. Gözüm doyunca midem de doyar benim. Daha çok sevdiğim bir şey varsa o da uyandığımda çayın demlenmiş, ekmeklerin kızarmış, yumurtaların pişmiş, peynir, zeytin ve reçellerin sıra sıra dizilmiş olduğunu görmektir. Benim gibi geceleri neşeli böcek, sabahları muşmula surat olan birini, kalktığında kahvaltıyı hazır bulmasından daha fazla mutlu edecek ne olabilir ki zaten? Amma velakin "hayaller Paris, hayatlar Eminönü"...

Yine de eğer benim gibi uyandığında açlık hissetmeyenlerdenseniz ve acele etmeden kahvaltıyı hazırlama imkanınız varsa çeşidi bol, zengin bir sofra kurduktan sonra ortaya çıkan iştah açıcı sonucu seyretmek de aynı derecede keyif verir insana. Bu sofrayı sevdiklerinizle bol kahkahalı bir sohbet eşliğinde paylaşmaksa keyfinizi katmerlendirir. Geçtiğimiz pazar günü işte böyle bir kahvaltı soframız vardı bizim. 

Ben planlı davetlerden önce mutlaka ne hazırlayacağımı / pişireceğimi uzun uzun düşünürüm. Kendimce en pratik, ama aynı zamanda lezzetli yemekleri (riske girmeyi hiç sevmem, becerebileceğimden emin olmadığım tarifler için misafirleri kobay olarak kullanmak istemem) kafamda belirler, alışveriş listemi yapar, hazırlık için geniş bir vakit ayırır, öyle ağırlarım misafirlerimi. Aksi takdirde fena halde elim ayağım birbirine dolanır benim, panik olurum, mutfağın altını üstüne getiririm. Her ne kadar yarım saatte üç çeşit yemek çıkaranlara fena halde özensem de insan kendini bilmeli, işgüzarlık yapmamalı. Özünde pratik bir insan değilim, kader utansın. Hal böyle olunca, misafir geldikten sonra mutfakta yapılacak hemen hiçbir iş bırakmamak üzerine yoğunlaşıyorum.

Aynı şekilde bu sefer de aynı taktiği uyguladım ve kahvaltıdan sonra kullanacağım kahve makinesinin kahvesine, suyuna kadar her şeyimi hazır ettim. Sıcak olarak servis ettiğim iki şeyden biri ekmek üstü kaşar - sucuk, diğeri ise haşlanmış yumurtaydı. Ekmekler fırında bekliyordu, kapı çalınınca fırını çalıştırdım. Yumurtalar ise toptan vaziyette yumurta makinesinde piştiler. Bu ikisi dışında her şey sofrada hazırdı: birkaç çeşit peynir, yeşil ve siyah zeytin, pastırma, kaymak, bal, reçel, fıstık ezmesi, minik domates, salatalık, biber, tereyağı, kuruyemişler, ufak bir meyve tabağı ve mısır unlu muffinler.

Günün konusu işte bu kahvaltılık mısır unlu muffinler... Kahvaltı sofranıza renk ve çeşitlilik gelsin istiyorsanız bu muffinler sizin için biçilmiş kaftan. Benim gibi "sabah sabah uğraşamam"cılardansanız geceden kuru malzemeleri bir kapta karıştırın; zeytin, kuru domates, ceviz ve taze otları doğrayın, ayrı bir kapta karıştırıp buzdolabında bekletin. Böylece sabah tek yapmanız gereken fırını açmak ve malzemeleri hiç uğraşmadan bir araya getirmek olacaktır.

Muffinler hakikaten nefis oldular. Üstelik tek başına öğün olabilecek kadar doyurucu, besleyici ve bol malzemeli. İsterseniz geceden pişirin, sabah evden çıkmadan veya ofise gidince filan lüpletin. Afiyet olsun.

6 Mart 2015 Cuma

Tuzlu muffin sevenler sizi şöyle alalım

Muffin denince akla kekin küçük porsiyonlarda sunulmuş hali geliyor çoğunlukla. Fakat kahvaltıda yiyecek farklı bir alternatif arayanlar veya börek yapmaktan sıkılanlar için çok hoş tuzlu kek ve muffin tarifleri var. Tuzlu hamurişleri özel ilgi alanım, pratik bir tarif gördüm mü hemen not ediyorum. Ve ne yazık ki kısa süre içinde de hemen hepsini ben tüketiyorum. Siz siz olun bu vereceğim tarifi misafirleriniz geleceği zaman veya başkalarıyla paylaşma imkânınız olduğunda hazırlayın. Hepsi size kalırsa benim gibi yiyip yiyip pişman olabilirsiniz. 

Aslında bu vereceğim reçete, yani Ispanaklı Peynirli Muffin, geçtiğimiz haftalardan birinde Ver Fırına programında yapılmıştı. Elbette kendi sitelerinden de aynı tarife ulaşmanız mümkün ama benim burada amacım "denedim, beğendim, işte böyle bir şey oldu, gönül rahatlığıyla pişirebilirsiniz" diyebilmek. 

Not: Bu muffinleri hazırlamak için mutfak tartısına ihtiyacınız olacak.

13 Şubat 2015 Cuma

Fikir oğlumdan pişirmesi benden: Armutlu çikolatalı kek

Geçtiğimiz hafta sonu kek pişireyim dedim, fakat bugüne kadar denemediğim bir kombinasyon olsun istedim. Ege'ye sordum ne yapayım diye. "Armutlu olsun" dedi ve tam da ondan beklenecek şekilde "ve çikolatalı olsun" diye ekledi. Ege'nin aklından çıkmayan yegane lezzet çikolata sanırım. Armut ve çikolata birlikteliği aklıma fazlasıyla yattı. Daha önce bir elmalı kek tarifi denemiştim, onun ölçülerini kullanarak bir uyarlama yaptım. Gerçekten de nefis oldu; burada paylaşmadan edemezdim. 200 ml'lik klasik boydaki su bardaklarını ölçü kabı olarak kullanıp birebir aynı lezzeti yakalayabileceğinize eminim.

3 Şubat 2015 Salı

Zencefilli portakallı pekmezli kek

Geçtiğimiz günlerde instagram'da gezinirken minigurme diye bir hesaba denk geldim. Çocuklar için besleyici, lezzetli, yaratıcı tarifler veriyor. Bugün bir değil birkaç tarifini birden denedim. Hepsi de gayet güzel oldu. Özellikle içine zencefil ve portakal kabuğu rendesi eklediği kek reçetesi beni benden aldı. Ufak tefek değişikliklerle benim uygulamam şu şekilde oldu:

Yumurtaları şeker ve pekmezle birlikte iyice kabarana kadar çırptım. Zeytinyağı, süt ve portakal suyunu ekleyip çok az daha çırptım. Portakal kabuğu ve zencefil rendelerini birlikte ekleyip karıştırdım. Son olarak un ve kabartma tozunu ekleyip spatulayla yavaşça hamura yedirdim. Muffin kaplarım biraz minikti, o yüzden 14 adedi doldu. Önceden ısıttığım 180 derecelik fırında normal kekten daha kısa bir süre pişirdim (yaklaşık 20-25 dakika). Kekler fazla kabarmadı ama tam buğday unundan beklediğim sıkı ve sert dokunun aksine içleri hava dolu, neredeyse hiç ağırlığı olmayan, hiç suçluluk hissetmeden birkaç tanesi art arda yenebilecek kıvamda kekler çıktı ortaya. Test edildi onaylandı, kesinlikle denenmeli!

24 Şubat 2013 Pazar

Her şey dahil kahvaltı

Bu kadar ara verdiğim yeter. Elimde öyle çok tarif birikti ki artık nereden başlayacağımı kestiremez hale geldim. Üstelik birçoğunu fotoğraflayamadım bile. Gün içinde beni bir dakika bile yalnız bırakmayan haylaz oğlumla uğraşırken bir yandan da oradan buradan araştırıp bulduğum değişik tarifleri uygulamaya çalışıyorum. Fakat ne yazık ki gün sonunda tarifleri yazıya dökecek takatim kalmıyor. Nihayet bugünü kendime ayırabildim ve fırsatı değerlendiriyorum.

Bundan birkaç ay önce yabancı bir sitede görüp kendi zevkime göre uyarladığım bir kahvaltı tarifi vardı. Bu bir nevi yulaf ezmeli keke benziyor. İçine canınız ne isterse koyabiliyorsunuz. İsim derseniz bir ismi de yok, canınız ne istiyorsa onu deyin.

Kahvenin de çayın da yanına çok yakışan, üstelik pek doyurucu olan bu kek için geceden de hazırlık yapmak isteyebilirsiniz. Çünkü yaklaşık 40-45 dakikalık bir pişme süresi var, onu baştan söyleyeyim.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Meğer balkabağından yalnızca kabak tatlısı yapılmıyormuş

Balkabağının ne kadar değerli ve ilginç bir lezzet olduğunu geçen sene Ege için alternatif mama tarifleri araştırırken keşfettim. Bu yaşına kadar balkabağından sadece ve sadece kabak tatlısı -ki onu da pek sevmem- yapılabildiğini, onun dışındaki tek kullanımının cadılar bayramıyla sınırlı kaldığını sanan bendeniz için bu keşif pek heyecan verici oldu. Mesela sütle basitçe yapılan püresi bebekler için çok besleyici, bir o kadar da lezzetli oluyor. Ama özellikle biz yetişkinler için böreği, çorbası ve muffini çok daha ağız sulandırıcı. Bunlar benim denediğim tarifler, ama araştırılırsa çok daha fazlası çıkacaktır.

Balkabağı genellikle büyük miktarlarda satıldığı ve çok çabuk çürüdüğü için onu en iyi saklama yöntemi haşlayıp püre haline getirdikten sonra ufak porsiyonlara ayırıp derin dondurucuya koymak olacaktır. Nitekim ben de dün aldığım 1.5 kg kabağı haşlayıp çoğunu dondurucuya attım, bir kısmını  ise bugün balkabaklı muffin hazırlamak için sakladım. Bu tarifi mutlaka denemelisiniz. İşte hem çayın hem de kahvenin yanında rahatlıkla yiyebileceğiniz hafif tatlı, pek pufuduk, adeta süngersi yumuşaklıkta kekciklerimizin nasıl yapıldığı:

4 Mart 2011 Cuma

Siz elmayı bir de tatlıda görün

Elma yiyebildiğim nadir meyvelerdendir. Nedense çocukluğumdan beri meyve yeme alışkanlığını edinemedim. Halbuki annem üzümleri tek tek saplarından koparır, karpuzun çekirdeklerini bile ayıklayarak getirirdi eskiden. Buna rağmen bünyem inatla reddetti meyveyi. Ama güzel, sulu, tatlı bir elmaya da kim hayır diyebilir ki? Hele bir de o elma bir tatlının içindeyse :) Evet, bugünün tarifleri elmalı kurabiye ve elmalı kek... Ben şahsen ikisini de insani ölçülerde yiyemiyorum. Bir başladım mı hepsini silip süpürebiliyorum.


16 Kasım 2010 Salı

Karbonhidrat şenliği

Artık yediklerime her zamankinden çok dikkat etmem gerekiyor malum, ama kek-börek gibi şeyler yapmaktan da kendimi alamıyorum. Çünkü yaparken eğleniyorum. Pişerken çıkardıkları kokuya tapıyorum. Ve en kötüsü, tatlarına bayılıyorum. Bugün de misafir gelecek bahanesiyle kendimi mutfağa attım ve havuçlu cevizli kekle kaşarlı poğaça yaptım. (Bu arada misafirler de gelmedi, bütün o yaramazlıklar ikimize kaldı) Akşam yemeğine ne yaptın derseniz: koca bir hiç! Pişman değilim desem yalan olur. Ama bu son; bundan sonra et ve sebze tariflerine ağırlık vermeye kararlıyım. Bayramda tüm aileyi bizde toplayıp lezzetli ve faydalı bir menü sunmayı düşünüyorum. Aklımda şimdilik tavuklu mantarlı krep ve meksika fasulyeli salata var.