Alev'in tarif günlüğü

peynir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peynir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2016 Salı

Patatesli lezzet topları

- 2.5 bardak un
- Yarım bardak nişasta
- 2-3 kaşık tereyağı
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 1 çay bardağı yoğurt
- 1 büyük yumurta (sarısı ile beyazı ayrılacak)
- yarım paket kabartma tozu
- tuz
- bir tutam şeker
- 1 adet büyük boy patates
- Yarım bardak kaşar peyniri rendesi veya lor peyniri
- karabiber
- pulbiber
- susam, çörekotu, galeta unu

1. Poğaçanın hamuru için önce yumurta sarısını, sıvıyağı, yoğurdu, oda sıcaklığındaki tereyağını derin bir kasede çırpın.
2.Ayrı bir kaseye un, nişasta, kabartma tozunu eleyin. İçine biraz tuz, bir tutam da şeker ekleyin. Çırpma teliyle karıştırın ki tüm kuru malzemeler eşit dağılsın.
3. Kuru karışımı sıvı karışıma ekleyip elde toparlanan bir hamur elde edene kadar karıştırın. (Gerekirse un ilavesi yapılabilir.)
4. Yumuşayana kadar haşladığınız patatesin kabuğunu soyup rendeleyin. Patates harcına rendelenmiş kaşar / lor peyniri veya istediğiniz başka herhangi bir peynir rendesi ekleyin. Tuz, karabiber ve pulbiber ile baharatlandırıp iç harcınızı hazır edin.
5. Hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp avucunuzda açın, ortasına harçtan bir parça koyup kapatın ve top şeklinde yuvarlayın.
6. Hamur toplarının bir yüzünü önce ayırdığınız yumurta akına, daha sonra susam veya çörekotuna batırıp aralıklı olarak fırın tepsinize dizin.
7. Önceden 180 dereceye ıstılmış fırında poğaçanın üstü ve altı renk değiştirene kadar pişirin.

10 Aralık 2015 Perşembe

Karnabaharla aranızı düzeltmeye talibim


Evde pek çok değişik tarif deniyorum, bilindik yemeklere bazılarınızın tuhaf karşılayabileceği dokunuşlar yapıyorum. Bazısı güzel oluyor, bazısı bir daha denenmemek üzere tarif çöplüğünde yerini alıyor. Kimi reçetelere fotoğraf eksikliğinden, kimilerini ise yazmaya üşendiğimden dolayı burada yer veremiyor olabilirim. Ve fakat bazen öyle bir şey çıkıyor ki ortaya, heyecandan yerimde duramıyorum. "Vay be nasıl da bu kadar lezzetli oldu, herkes yemeli bunu, herkes denemeli" diye düşünmeden edemiyorum. Şahsen güzel ve faydalı bulduğum bilgiyi her zaman için çevremle paylaşmaya kendimi mecbur hissetmiş, bunu şiar edinmiş bir insanım. Dün tam da bu söylediklerim doğrultusunda bir sevinç ve heyecan yaşadım. Ne zamandır denemek istediğim karnabaharlı pizza tabanından pişirdim ve tadı gerçek pizzaya o kadar yakın oldu ki paylaşmazsam çatlardım. Üstelik bu sefer tüm aşamaları fotoğraflamayı ihmal etmedim, o nedenle yapılış aşamasında hiçbir sıkıntı çekeceğinizi sanmam, kaldı ki gerçekten çok kolay bir tarif. Şahsen bir daha pizza hamuruyla, onun mayalanmasıyla, hele de ona şekil verme işkencesiyle uğraşmak çok anlamsız geliyor artık.

Öncelikle şunu söyleyeyim; internette pek çok karnabaharlı pizza tabanı tarifi bulabilirsiniz. Ben de didik didik araştırdım. Ama hemen hepsinde rendelenmiş karnabaharın suda haşlandıktan sonra bir tülbentte suyunun sıkılmasından bahsediyordu. Söyler misiniz Allah aşkına kim böyle bir şeyle uğraşmaya gönüllü aranızda? Sırf bundan üşendiğim için bilgisayar karşısında biraz daha vakit geçirip çok daha pratik bir tarif bulmayı başardım. Pizza tabanını bir gece önceden pişirip akşam eve geldiğinizde 10 dakika içinde pizzanıza son halini verebiliyor olmanız ise bu reçetenin hafta içi yapılabilecek top 10 yemek listenize girmesi için kafi bir sebep. Akşam 10 dakikada hazır ve tahmin edemeyeceğiniz kadar sağlıklı; daha ne olsun!

Yeterince gaza geldiyseniz buyrun tarife:

26 Şubat 2015 Perşembe

Yemeğin salçalısı, poğaçanın labnelisi

Poğaçaya ciddi anlamda zaafım var. Geceleri karnı kazınan ve tırım tırım yiyecek bir şeyler aranan birisi olarak, eğer evde varsa, poğaça ilk tercihim oluyor ne yazık ki... O yüzden bu "baş düşmanımı" pek sık pişirmemeye çalışıyorum, pişirince de -evde başka seveni olmadığından- tüm tepsiyi bir, bilemediniz iki günde tek başıma silip süpürüyorum. 

Yine nefsime yenik düştüğüm bir günde daha önce Kitchen In Red'in sitesinde görüp denediğim ve kocama bile beğendirmeyi başardığım bir tarifi, üzerinde minik değişiklikler yaparak tekrar hazırladım. Bu reçetenin albenili tarafı hamurunda labne ve krema olması. Bu iki malzeme sayesinde, poğaça hamurunun dokusu adeta ipek veya kaşmiri andırıyor. Sırf bu pürüzsüz dokuyu hissetmek için bile bu tarif denenmeye değer!

Ben orijinal tarifte yazan kabartma tozunun yerine evde son kullanım tarihinin geçmesinden endişelendiğim yaş mayayı kullandım. Bayatlama süresinin kısaldığını gözlemlediğim için kabartma tozunu tavsiye ediyorum. Ama yaptığım gün tüketirim, beni kimse tutamaz diyorsanız yaş maya gayet uygun bir tercih.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Simit sen nelere kadirsin!

Türkiye'nin kendine has lezzetleri gerçekten paha biçilemez ve hiçbir şeye değişilmez. Simit de en kıymetlilerimizden. Bu kadar emek isteyen bir yiyeceğin gündelik hayatın bu kadar da merkezinde ve yaygın olması ayrıca şaşırtıcı gelir bana. Nerede olursak olalım sokağa çıktığımızda illa ki bir simitçi görürüz. Evde bile olsak sokaktan gelen "simiiiitçi" sesine aşinadır kulaklarımız. Tam da bu yüzden sıradan ve alelade görünür gözümüze. Halbuki bence simit; aslında anlatacak çok şeyi olan ama ketum, çevresindekileri kıskandıracak kadar yetenekli olduğu halde fazlasıyla alçakgönüllü, köşkte yaşayabilecek kadar zenginken küçük, sade ve mutlu bir yuvayı tercih eden son derece gururlu bir insana benzer.

Hazırlanması ekmekten daha zahmetli olmasına rağmen ekmek kadar hayatımızın içinde olan bu "sakin" lezzet, aynı zamanda bir o kadar da çabuk bayatlar, ömrü pek kısadır. Bir nevi hızlı tüketim ürünüdür. Yemek israfına tahammülüm minimum seviyede olduğundan bayatlayan simitleri asla çöpe atmam. Ya rondoda çekerek galeta unu yaparım, ya da ıslatıp camımızın önüne gelen kumrulara veririm. Bu kez, elimdeki bayat simidi daha önce televizyonda rastlayıp aklıma yazdığım bir tarifte değerlendirmek istedim. Hem kahvaltı hem de akşamüstü atıştırmalığı olarak tek tabakta tüm ihtiyaçlarınızı karşılayıp nefsinizi köreltecek bir lezzet oldu.

5 Şubat 2015 Perşembe

Fırında çıtır tavuklar

Bizim eve tavuk çok ender girer, çünkü son senelerde tavukların yetiştirilmesi ile ilgili duyduklarımız adeta midemizi bulandırıyor. O yüzden organik olmadığı sürece tavuk almaktan imtina ediyorum. O da maşaallah et fiyatında. Protein, malumunuz, kırmızı ette daha çok bulunduğundan organik tavuğu almayı da bu nedenle genellikle gereksiz buluyorum. Tavuğu bu kadar kötüledikten sonra tavuk yemeği tarifi vermek komik olacak. :) Ama bu gerçekten çok lezzetli oldu, paylaşmazsam olmaz!

13 Eylül 2012 Perşembe

Hem pufuduk hem hafif: peynir suflesi

Malzemeler:
2 yumurta
1 yufka
0.5 kg süt
1 bardak kadar beyaz peynir
0.5 bardak kadar kaşar peyniri
Tereyağı ve zeytinyağı (fırın kabını yağlamak için)
Tuz ve karabiber

1. Yumurtaları, sütü ve baharatları bir kaseye alarak çırpın.
2. Önce tereyağıyla sonra da 1 kaşık zeytinyağıyla yağladığınız fırın kabına bu karışımın yarısını dökün
3. Ufak ufak didiklenmiş yufkanın yarısını bu karışımın üzerine yayın.
4. Ezilmiş beyaz peyniri yufka parçalarının üzerine serpin.
5. Önce kalan yufka parçalarını ve sonra kalan sütlü karışımı peynirlerin üzerine koyun.
6. En üste kaşar peyniri rendesini koyup fırın kabını 1 saat kadar buzdolabında dinlenmeye bırakın.
7. 180 dereceye ısıttığınız fırında suflenin üzeri altın rengini alana kadar pişirin.