Alev'in tarif günlüğü

ekmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2015 Cumartesi

Hiç ekmek yapmamış olanlar, toplanın!


Bakın net söylüyorum; bu ekmeği yapın! Evde bugüne kadar hiç hamur işiyle uğraşmadıysanız bile yapın. Fazla fazla pişirin, derin dondurucuya atın. Öyle güzel kokuyor, öyle nefis oluyor ki, o kadar olur yani! 

Ekmek yoğurmak kimileri için terapi gibidir; siz de gıcık olduğunuz birilerini düşünerek sinirinizi ekmek hamurundan çıkartabilirsiniz mesela. Şahsen ben ekmek makinesinin rahatlığını pek seviyorum, ama siz "negatif enerjimi atayım" veya "zaten evde bir ekmek makinem eksikti, aman kalsın" diyorsanız hamuru aşağıda anlattığım gibi değil şöyle hazırlayacaksınız: ılık sütün içine şeker, bal ve mayayı karıştırıp ağzını kapatıp 5-10 dakika dinlendirin. Unla tuzu tezgaha veya büyük bir cam kaseye eleyin. Unun ortasında ufak bir havuz açıp içine sütlü karışımı, çırpılmış yumurtayı ve zeytinyağını döküp bir çatal yardımıyla havuzun kenarlarındaki unları yavaş yavaş toparlayarak karıştırın. Hamur biraz toparlanınca işleme ellerinizle devam edin. Bundan sonrası için bileğinize kuvvet diyebilirim. "Ay aman acaba çok mu yoğurdum?" filan demeyin, hababam yoğurun. Yorulana kadar, hamuru "yorana" kadar 10-15 dakika kadar yoğurun. Sonra hafifçe yağladığınız büyük bir cam kasenin içine hamuru yerleştirip kasenin üzerini streç filmle kapattıktan sonra 1 saat kadar mayalanmasını bekleyin. Maksat hamur iki katına çıksın. Sonrası aşağıda anlattıklarımla aynıdır efendim. Afiyet bal şeker olsun, hafta sonu kahvaltılarınız bu mis ekmeklerle şen olsun!

Not: Sosyal medyada takip ettiğim bir hesapta (cafekakao) görmüştüm bu tarifi. Malzeme ölçüleriyle biraz oynayıp kendi reçetemi oluşturdum.

10 Şubat 2015 Salı

Pide yoksa focaccia yesinler

Ramazan pidesinin gönlümüzdeki yeri elbette ki ayrı ama İtalyanların pide cinsi ekmeği olan focaccia da çeşitlendirilebilirliği ve dokusu açısından yabana atılır bir lezzet değil doğrusu. (Bu arada dipnot: bizdeki poğaça ile focaccia kelimesinin kökenleri ortakmış sanırım) 

Daha önceleri beyaz unla birkaç focaccia denemem olmuştu. Gerçekten de istisnasız hepsi puf puf yapıları ve mis kokularıyla gayet cezbedici ve tatmin edici lezizlikte ekmekler olmuşlardı. Her seferinde aynı tarifi kullanıyordum, bu sefer yine aynı tarifi tam buğday unuyla denemek istedim. Malum evde minik bir kuzumuz var ve birçokları gibi organik tam buğday unuyla anne olunca tanışanlardanım. Aslında çok da iyi anlaşamıyoruz kendisiyle normalde ama bu sefer elektriğimiz tuttu. Şaka bir yana geçenlerde ekmek yoğurmayla ilgili bir püf noktası kulağıma çalınmıştı. Ekmek hamurunun yeterince yoğurulup yoğurulmadığını kontrol etmek için hamurdan bir parça koparmaya çalışıyoruz. Eğer hamur kolayca yırtılırsa durum nanay, yani o hamur yeterince yoğurulmamış ve "yorulmamış" demek. Ama eğer koparmaya çalıştığımız parça hamurda kalmak istiyor ve lastik gibi uzuyorsa doğru yoldayız demek. Bu noktadan sonra yoğurmayı bırakabilirmişiz. Ben de bu sefer hamurumu yeterince "yormaya" dikkat ettim ve böylece tam buğday unuyla samimiyetimi ilerletmiş oldum.

9 Ekim 2012 Salı

En güzel şekerli ekmek: paskalya çöreği


Oldum olası çok severim paskalya çöreğini. Üstelik bir tek Ramazan ayında bulabildiğimiz canım pideler gibi sadece Paskalya zamanı değil her daim pastanelerde bulmak mümkün bu güzel çöreği. Üstelik yapması zor sanırdım ama ekmek makineniz varsa hiç de zor değilmiş, deneyimle sabitlendi. Zaten tam zamanlı bir anne olarak istisnai durumlar dışında her zaman çok hızlı bir şekilde hazırlanan, basit tarifleri uyguluyorum. Bu blogda çok meşakatli bir yemek bulmanız olası değil, zira amacım benim gibi pratik yemekler yapmak arzusunda olanlara lezzetli alternatifler sunmak. Denemediğim hiçbir tarifi buraya yazmadığım için kötü sürprizlerle karşılaşma olasılığınız da yok denecek kadar azdır.

Bu antrparantezin ardından gelelim bu nefis mahlepli ve şekerli ekmeğin tarifine: