Alev'in tarif günlüğü

zeytinyağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeytinyağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2015 Cumartesi

Kısır, kalbim sende

Bilmem ne düşünürsünüz kısır hakkında. Çok sık karşımıza çıktığı, hemen her evde bolca yapıldığı için hakir görülür sanki. "Yanına bir de kısır yaparsın, yeter işte" cümlesindeki o tanıdık ifadeden de anlaşılacağı üzere kısır,  sofradaki çeşidin artırılması amacıyla hemencecik "aradan çıkartılıveren" bir yan yemek olmaktan öteye geçemiyor çoğunlukla. Halbuki kısır, bizim mutfağımızın en mucizevi tatlarından biridir bence. Bir kere her evin kısırı başkadır, sınırsız kısır tarifimiz mevcuttur. O nedenle herkesin beğenebileceği bir kısır tarifi olduğuna inanırım ben. Ayrıca ince bulguru böylesine güzelleştirmeyi, içine katılan onca malzemeyle bu kadar zengin fakat uyumlu bir lezzet yakalamayı başarmak sihir yapmak gibi. 

Mutfakla kurduğum yakın dostluğa rağmen nedense bazı yemekleri hazırlarken basiretim bağlanır. Bir türlü hakkını vererek yapmayı beceremediğim tariflerin başında mücver ve kısır gelir. Ne yaptıysam, ne kadar püf noktası peşinde koştuysam da olmadı, olduramadım. Fakat sanırım geçen gün şeytanın bacağını kırdım. Onlarca denemeden sonra ağız tadıyla yenebilen, yavanlıktan uzak bir reçetem oldu. Aslında benim annem çok sade ve lezzetli kısırlar yapar, fakat -her anne gibi- ölçüsüz yaptığı için bir türlü gizli formülünü elde edemedim. Malzeme farklılığından dolayı birebir anneminki gibi olmadı evet ama benimki de kısır standartları çerçevesinde değerlendirildiğinde kesinlikle geçer not alacak bir lezzet seviyesindeydi.

10 Şubat 2015 Salı

Pide yoksa focaccia yesinler

Ramazan pidesinin gönlümüzdeki yeri elbette ki ayrı ama İtalyanların pide cinsi ekmeği olan focaccia da çeşitlendirilebilirliği ve dokusu açısından yabana atılır bir lezzet değil doğrusu. (Bu arada dipnot: bizdeki poğaça ile focaccia kelimesinin kökenleri ortakmış sanırım) 

Daha önceleri beyaz unla birkaç focaccia denemem olmuştu. Gerçekten de istisnasız hepsi puf puf yapıları ve mis kokularıyla gayet cezbedici ve tatmin edici lezizlikte ekmekler olmuşlardı. Her seferinde aynı tarifi kullanıyordum, bu sefer yine aynı tarifi tam buğday unuyla denemek istedim. Malum evde minik bir kuzumuz var ve birçokları gibi organik tam buğday unuyla anne olunca tanışanlardanım. Aslında çok da iyi anlaşamıyoruz kendisiyle normalde ama bu sefer elektriğimiz tuttu. Şaka bir yana geçenlerde ekmek yoğurmayla ilgili bir püf noktası kulağıma çalınmıştı. Ekmek hamurunun yeterince yoğurulup yoğurulmadığını kontrol etmek için hamurdan bir parça koparmaya çalışıyoruz. Eğer hamur kolayca yırtılırsa durum nanay, yani o hamur yeterince yoğurulmamış ve "yorulmamış" demek. Ama eğer koparmaya çalıştığımız parça hamurda kalmak istiyor ve lastik gibi uzuyorsa doğru yoldayız demek. Bu noktadan sonra yoğurmayı bırakabilirmişiz. Ben de bu sefer hamurumu yeterince "yormaya" dikkat ettim ve böylece tam buğday unuyla samimiyetimi ilerletmiş oldum.